İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Prenses, Ejderha ve Diğer Yeşillikler


İnceleme: Songül Bozacı

Kitabın arka kapak yazısından bir cümle ile giriş yapmak istiyorum. “… alışılmışın dışında, eğlenceli ve yaratıcı bir kendini bulma hikâyesi.”  Tam da kitabı okuduktan sonra bende kalan hissiyat bu cümlelerde. Yaratılan kurgu örüntüsü, alışılmış öğretilerin dışına çıkartan her bir durum ve eylem oldukça anlamlı bir şekilde hikâyede kendine yer buluyor.

Bir krallık düşünün, kral ve kraliçenin bir kız çocuğu oluyor ve adını halka duyururken kralın yanlışlıkla söylediği bir yeşillik ismi olan “ Hindiba” olarak prensesin adı konulsun. Prenses büyüdükçe kendini kötü hissetmesin diye krallıkta hindiba yeşilliğinin yetiştirilmesi yasaklanmış olsun. Prenses kendisinden saklanan bu gerçek ile büyüyor ve evlenme çağına geldiğinde kendisini bir ejderhanın kaçırmasını bekliyor. Çünkü bu krallıkta bir gelenek. Evlenecek yaşa gelen bir prenses var ise onu bir ejderha kaçırır ve çevre krallıkların prensleri gelip prensesi kurtardıklarında düğün dernek kutlamaları başlar.

Prenses Hindiba kendi krallığında ve çevre krallıklarında çok sevilen bir karakter değil. Herkese kötü davranan ve prenses olmanın verdiği güç ile kimseleri dinlemeyen ailesi tarafından da oldukça kötü huylu olarak tanımlanıyor. Kral ve kraliçe bundan dolayı hiçbir zaman onun evlenemeyeceğini çünkü hiçbir Ejderhanın kızlarını kaçırma girişiminde bulunmayacağını kabul etmişler. Bunun farkında olmayan tek kişi Prenses Hindiba.

Kendi kaçırılma olayını organize ederek yardımcıları ile birlikte Ejderha Horhor’un mağarasına yolculuğa çıkarlar. İşte bu; hikâyemizin ana karakteri prensesin kendisi ile yüzleştiği ve kalbinin sesini ilk defa duyduğu bir yolculuk oluyor. Tabii ki yol boyunca şımarık prenseslik huylarından vazgeçmiyor. Bu süreçte saf sevginin her ne yaparsa yapsın kendisini düşünen bir kalbin olduğunu anladığında prensesimiz bambaşka bir bakış açısı ile kendi yaşam yolculuğunu çizmeye başlıyor.

Çocukların çokça müdahale edilerek bambaşka bir boyutlara getirilen masallardan çok böylesi yaratıcı fikirlere, iyinin ve kötünün, zıtlığın ve birliğin, hayatın gerçekleri ile tanıştıkları hem eğlendiren, hem de keyif verirken başka bir yönden yorumlamalarına olanak sağlayan güzel kurgulara ihtiyacı var. Sırf prenses diye herkesin onu sevemeyeceğini öğrenen, kendisinin kötü huyları yüzünden bütün prens adaylarını çoktan uzaklaştırdığını anlayan bir kız çocuğunun hayat amacının evlilik olmadığı, prenslerin kendisini istemediği gibi aslında kendisinin de bir prens istemediği, şatosunun dışında keşfedilecek bir gerçek dünya olduğunu görüyor olması ve her türlü konfor alanını elinin tersi ile itip tek başına bir yolculuğa devam etmesi okuyan herkes için bir anlam oluşturuyor. Yan karakterlerin ve şato halkının bütün bu olup bitenlere verdiği tepkiler oldukça güzel.

Mesela gelin ve damadın olmadığı ve beş gün süren bir kutlamanın olması, prensesin her zaman yanı başında olan cüce ile yürekten yakınlaşması, prenslerin ve ejderhaların kötü huylu biri karşısında net tavırları birçok okumaya kapı aralıyor.

Yaşamın bizleri birçok noktalarda sınadığı ve onlarla yüzleştiğimiz anlarda büyüdüğümüzü biz yetişkinler biliyoruz. Çocukların kendilerini bulma yolculuklarında sadece kendilerini düşünmemeleri, çevrelerinde olan herkesin bir birey olduğunu unutmaması gerektiğini de hatırlatan bir kitap bu. Prenses Hindiba geçmiş yaşantısını arkasında bırakarak Maceracı Hindiba olmasının keyifli okumasını umarım her okuyan çok sevecektir. Keyifli okumalar olsun…

Yazan: Marie Vaudescal

Çizen: Magali Le Huche 

Çeviren: Goncagül Atam

Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

İnceleme: Songül Bozacı


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.