İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Songül Bozacı ile Karga ve Ceviz Ağacı adlı kitabı üzerine söyleşi


Merhaba Songül Hanım. Genelde röportajlara başlarken “Sizi tanıyabilir miyiz” diyerek başlıyorum. Ancak bu kez bunun yerine başka bir soru soracağım. Elimde ABM Yayınevi’nden çıkan Karga ve Ceviz Ağacı adlı kitabınız var. İlk sayfada “Toprak, hayvan ve ağaç sevgisi hiç bitmeyen anneme…” yazınızdan bu kitabı annenize adadığınızı anlıyoruz. Bize doğa aşığı kıymetli annenizden biraz bahseder misiniz?

Annem köyde doğup büyüyen neslin çocuklarından. Ve o nesil ne şanslı ki “Köy Enstitüleri” fikirlerinin yaşadığı okullarda okuyan çocuklar. Lakin bu şanslılık yaşadığı köyde ortaokulun olmaması ile okuma hayatının ilkokul birinciliği ile bitmesine neden oluyor. Okul döneminde öğrendikleri bizlerin neredeyse lise dönemi eğitimine denk olduğunu söyleyebilirim. Her konuda kendine güvenen kendini her türlü ifade edebilen bir gücü var annemin. Toprak ile bağı ne şanslıyız ki yaşadığımız yer itibari ile hiç kopmadı. İlkokul zamanlarında dokuduğu kilimler var. Her türlü el becerisine sahip. Üretmeyi seven neslin çocukları. Lakin o beceriler bana çok geçti diyemem. İlk kitabımın doğuşu da annemin ceviz ağacımızın hikayesini bana anlatması ile oldu. Ağaç şu an meyve veriyorsa toprak ile bağı kopmamış birinin sevgisi sayesinde diyebilirim.

Gelelim 3. baskısını yapan Karga ve Ceviz Ağacı adlı kitabınıza. Doğa, hayvan ve ağaç sevgisi, iyiliğin ve paylaşmanın gücü, doğanın ekolojik dengesi üzerine keyifli bir kitap Karga ve Ceviz Ağacı. Kitabınızın çıkış macerasını anlatır mısınız?

Aslında tam bir hikayeleştirme yaptım kitabımı yazarken. Mahallemizde ağaçları seven bir komşumuz vardı. Hatta tam benim odamın karşısında ölüp gitmesine kıyamadığı bir çam fidesi vardı. Bu fide çok kıymetli, bahçemde yer kalmadı sizin bahçeye dikelim diye getirdi ve dikti. Şu an kumrulara ev sahipliği yapıyor ağaç. Yeşil alan olarak kullanılan bir yer var mahallemizin ve orada bulunan tüm ağaçlarda emeği olan biri idi. Ama gel gör ki ağaçların meyvelerini hayvanlarla paylaşmayı hiç sevmiyordu. Gerçekten tüm kuşları, bahçesine giren kedileri kovuyordu ve karganın getirdiği ve bize kazandırdığı ceviz onun bahçesinde olan ağacın meyvesi idi. Karga, gerçekten kovulmadan konuşlanabileceği ağacı kendi dikmiş oldu. Sonrasında cevizin toprakta filizlenmesi ve annemin onu fark edip korumaya alması ile şimdi herkesi hayrete düşüren kocaman cevizleri ile yıllar geçti.

Siz bu kitaba kendi anılarınızdan bir şeyler kattınız mı?

Anılarım tam olarak yaşadıklarım ve hikayeye aktarılanlar olarak karşımıza çıkıyor kitabımda. Deneyimlerimi kattım diyebilirim. Biraz yaratıcı drama eğitmenlik deneyimlerim biraz da hikaye anlatıcılığı eğitmenlik deneyimlerim.

Ben yılın belli dönemlerinde Sinop’ta yaşıyorum ve burada oldukça fazla ceviz ağacı var. Ancak ben bir ceviz ağacı nasıl dikilir bilmiyordum ve siz kitabınızda bunu da anlatıyorsunuz. Yalnızca çocuklar değil, benim gibi yetişkinler de kitabınızdan çok şey öğreniyor. Yazarken bu kısmı da düşünerek mi yazdınız?

Aslında kitabın sonunda bulunan bilgiler ve etkinlik bölümü genel yayın yönetmenimiz Çağla Acar’ın önerisi idi. Çocuklara bir ceviz ağacı nasıl dikilir bilgisini neden vermeyelim dediler. Ben de öneriyi çok yerinde buldum ve kabul ettim. Bir eğitimci olarak etkinlik önerisi ne verirsiniz dediler. İlk aklıma gelen önerileri de yazdım. Hepsini sağ olsun sevgili Rukiye Ulusan çok güzel bir şekilde çizdi ve etkinlik önerileri oldukça keyifli bir bölüm oldu. Hikayeyi yazarken bu bölüm hiç aklımda yoktu açıkçası süreç içinde gelişti ve çok da güzel oldu.

Kitabınızda ayrıca çok güzel etkinlik sayfaları var. Bunlardan biri de çocuklara ceviz kabuğundan Kastanyet yapmayı ve onlarla ritim tutmayı anlattığınız sayfa. Siz çocukken yapar mıydınız böyle etkinlikler?

Çocukken kastanyet yaptığımı hatırlamıyorum lakin marakas yapıyorduk bardaklara doldurduğumuz ses çıkaran ne varsa çalkalayıp. Bu arada çocukluğumun en önemli müzik etkinliği bir ot var onun sapından düdük yapabiliyorsunuz. Bunu hala o otu gördüğümde yapıyorum. Oldukça güçlü bir ses çıkıyor. Şanslıydım ki çocukluğum özgürce çayır çimende koşturarak geçti. İstanbul’un köylü çocuklarıydık. Henüz betonlara teslim olmamış doğal güzelliğini koruyan ve tüm meyve ağaçları dört bir yanımız çevrili Çengelköy tepelerinde geçti. Tüm değişime şahit olmak ve yılan çıkar diye yürüyemediğimiz yeşilliklerin şimdi betonlarla dolu olması çok can sıkıcı.

Hızla kentleşen dünyamızda maalesef ne karga görebiliyoruz ne de altında serinleyeceğimiz bir ağaç. Doğaya özlem gün geçtikçe artarken ailelere böyle bir dönemde çocuklarıyla hoş vakit geçirebilmeleri için neler önerirsiniz?

Var olan ağaçları korumalarını ve çocuklarının çocukları için her gördükleri yere ağaç dikmelerini öneririm. Çocukların rol model olarak kendilerini aldıklarını unutmadan hareket etmelerini ve kendileri doğaya karşı ne kadar saygılı ise çocuklarına da bunun geçeceğini bilmelerini isterim. Toprak olmazsa yaşamın biteceğini, su olmazsa yaşayamayacağımızı unutmamaları gerektiğini ve ellerinde olan tüm yeşil alanların en kıymetli servetleri olduklarını herkese anlatabilmeleri çok çok önemli. Çocukları ile birlikte ağaç dikme etkinlikleri ya da tohum ekme etkinlikleri yapabilirler. Yetiştirdikleri tohumları yeşil alanlarda büyümelerine fırsat verebilirler. Ya da fidanları dikebilirler.

Biraz da gelecek planlarınızdan konuşalım. Yakında yayınlamayı düşündüğünüz çalışmalarınız var mı?

İkinci kitabım Abm Yayınları’nda hazırlanıyor. Çizimleri bitti. Bu sefer bir hikaye olarak değil farklı bir çalışma ile çocuklarla buluşuyor olacağım. Yaratıcı Okuma ve Yaratıcı Yazma etkinliklerim ile yine yeniden çocuklarla ve yetişkinlerle buluşmalara devam ediyor olacağım. Pandemi dolayısıyla oldukça sekteye uğradı. Online etkinlikler yapıyor olsak da yüz yüze etkinliklerimize yeniden kavuşacağımız günler yakındır diye düşünüyorum. Pandemi sürecinde Instagram hesabımda (@songul.bozaci) başladığım Songül’ün Kitaplığı kitap öneri yazılarım 100 kitap yorumlaması ile oldukça zenginleşti. Kitap yorumlama, inceleme yazılarıma farklı platformlarda yazmaya devam ediyor olacağım.

Anaokulu düzeyindeki çocuklara önereceğiniz en az 5 kitap hangileri diye sorsam?

O kadar çok kitap var ki.. Seçmek çok zor. Ama aklıma ilk gelenleri hemen yazarsam.
Sen de Hayal Edebilirsin – Charlotte Belliere – Abm Yayınları
Üç Kedi Bir Dilek – Sara Şahinkanat – Ayşe İnan – Yapı Kredi Yayınları
Rüzgarın Üzerindeki Şehir – Behiç Ak – Can Çocuk Yayınları
Ne Anlatalım? – Aytül Akal – Mert Tugen – Redhouse Kidz Yayınları
Bil Bakalım Seni Ne Kadar Seviyorum – Sam McBratney –Anita Jeram – Uçanbalık
Avucundaki Öpücük – Audrey Penn – Ruth E. Harper – Butik Yayınları

Ebeveynler için önereceğiniz en az 5 kitap?

Ebeveynlere hem çocuklarla okuyabilecekleri hem de kendileri için okuyacakları kitapları önereyim.
Selma – Jutta Bauer – Hep Kitap
Çocuk, Köstebek, Tilki ve At – Charlie Mackesy – Mundi Kitap
Farklı – Andreas Steinhöfel – Tudem Yayınları
Aylaklar Kumsalı – Alex Nogues – Can Çocuk Yayınları
Nehir Gibi Konuşurum – Sydney Smith – Jordan Scott – Kırmızı Kedi Çocuk
Karaca Olmak İsteyen Tilki – Kirsten Boie – Günışığı Kitaplığı
Bir Tür Kıvılcım – Elle McNicoll – Timaş İlk Genç
Neden Çocuk Kitapları Okumalıyız ?- Katherine Rundell- Domingo Yayınevi

Bize doğa, hayvan ve ağaç sevgisini yeniden hissettirdiğiniz için teşekkür ediyorum Songül Hanım.

Ben teşekkür ederim. Bu güzel sohbet için. Dört yanımız ağaçlarla dolu olsun. Bizden uzun yaşayan ağaçların bizden daha kıymetli olduğunu unutmadan, yarınlarımızı yok etmeden, evrendeki yerimizi unutmadan bir arada yaşayabileceğimiz güzel günler bizimle olsun.

*Songül Bozacı’nın fotoğrafı: Kadir İncesu


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.