İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Mustafa Orakçı: “Yazma motivasyonumu öğrencilerime borçluyum.”


Mustafa Orakçı, Levent İz Peşinde serisi ile sayısız çocuğun gönlünde taht kurdu ve çocuklara okumayı sevdiren yazar olarak tanındı. Orakçı ile Levent ve arkadaşlarının yeni macerasının anlatıldığı Levent-Göbeklitepe: Tarihi Eser Koruyucuları’nı fırsat bilerek yazarlık serüveni ve Levent’i konuştuk.

Röportaj: Sevim Şentürk

Levent kim? Gerçekte tanıdığınız, hayatınızda karşılığı olan bir isim mi?

Bu soru ile Levent serisi çıkmaya başladığından beri karşılaşıyorum. Klasik olan cevabım: Hayır, Levent diye birisi gerçekte yok. Levent aslında sadece bir kişi değil. Levent bazen benim çocukluğum, bazen de öğrencilerimden bazıları…” diye cevaplıyordum. Levent diye birisi yok ama aradan geçen  o kadar yılda o kadar çok Levent hayal ettim ki anlatamam. Artık onu pek çok gerçek kişiden daha iyi tanıyorum. Zamanımın çoğunu onunla geçiriyorum. Gerçek mi yoksa kurgu mu artık ben de emin değilim:) Conan Doyle da Sherlock Holmes karakterinden sıkılınca onu yok etmeye çalışmış ancak Sherlock Holmes, bir zaman sonra tekrar ortaya çıkmış. Conan Doyle’u alt etmeyi başarmış. Levent’de de böyle bir potansiyel olduğunu düşünüyorum. Gittiğim bazı fuarlarda “Levent Bey, Merhaba…” diyenler oluyor.

Böylesi tanınan bir hikaye kahramanı olmaya nasıl karar verdi levent?

Aslında Levent edebiyat dünyasının büyük bir kısmını oluşturan cevval, tuttuğunu koparan, karizmatik, mükemmel ve çok başarılı bir karakterlerden değil. Levent oldukça sıradan bir çocuk. Arkadaşları da onun gibi sıradan kişiler… Bir öğretmen olarak söylüyorum. Çalıştığınız okul ne kadar büyük olursa olsun, çok yaramaz çocuklar hangi sınıfta olursa olsun herkes tarafından bilinir. Çok çok başarılı olanlar da aynı şekilde bütün okul tarafından hatırlanır. Ama sessiz, sakin, kendi halinde olan çocuklar pek dikkat çekmez. Levent de tam olarak bu çocuk işte! Belki de Levent’in başarılı olmasının altında yatan gerçek neden bu. Levent’in temsil ettiği çocuklar sınıfta çoğunluğu oluşturuyor. Üstün veya sivri bir özelliği olmayan nadir kitap kahramanlarından birisi Levent. 

Temel yazarlık hedefinizi öğrencilerinin keyifle okuyacağı kitaplar yazmak olduğunu söylüyorsunuz. Bu amacınıza, özellikle Levent seriniz ile ulaştığınızı söyleyebiliriz. Levent’i kaleme alma motivasyonunuzu anlatır mısınız?

Böyle düşünmenize çok sevindim. Yazma konusundaki motivasyonumu öğrencilerime borçluyum. Yaklaşık yirmi yıldır öğretmenlik yapıyorum. Hayatımın büyük bir kısmı onlarla geçiyor. Böyle olunca da onlar gibi konuşuyor, onlar gibi düşünüyor ve onlar yaşıyorsunuz. Kitap okuyacağı zaman önce çocuk kitaplarına sarılan, çizgi film izleyen ve onlar gibi düşünen birisiyim. Hedef kitleme ulaşmakta zorluk çekmiyorum. Ayrıca istesem de soyut ifadelerle dolu heybetli cümleler kuramıyorum. Kısa ve basit konuşuyorum. İstesem de başka türlü yazamıyorum. Çocukların merak ettiği konuları, onlarda yaşanan değişimleri, düşüncelerini önemsiyorum. Öğrendiklerimi, yaşadıklarımı Levent’e aktarıyorum. Eğer ortada bir başarı varsa o da sanırım okuyucuların yani öğrencilerimin kendilerine aittir. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse okumaktan hoşlanacağım kitaplar yazmaya çalışıyorum.

Son kitabınız Levent-Göbeklitepe’de hem hâlâ gündemde olan Göbeklitepe’ye hem de ‘tarihî eser koruyucuları’ alt başlığıyla ülkemizin kültürel zenginliğine dikkat çekiyorsunuz. Bize biraz bu çalışmanızdan bahseder misiniz?

Levent’in Türkiye’yi gezdiği seriyi yazmaya başlamamda amacım güzel ülkemizin zenginliklerini çocuklara tanıtmaktı. Şehirlerimizin çoğunu yazarken zorlandım. Anlatılması gerek o kadar çok şey var ki… Kitaba bu kadar şeyi nasıl sığdıracağım endişesi beni en çok yoran konu oldu. Çok zengin bir ülkemiz var. Pek çok kentimiz için değil 96 sayfalık Levent, ansiklopedi yazsanız anlatacaklarınızı oraya sığdıramazsınız. Göbeklitepe’de bunlardan bir tanesi… Dünya’nın en eski yapıtları olan Mısır Piramitlerinden bile binlerce yıl daha eskiye dayanan inanılmaz bir tarihe sahip bir yapı… Dünya’nın en eski tapınağı… İnsanlık tarihinin yeniden yazılmasını sağlayacak kadar önemli bir eser. Çocuklarımıza bunun gibi zenginliklerimizi tanıtmak zorundayız. Bunu yaparken kuru kuru anlatmak yerine bir kurgu içinde merak unsurunu ekleyerek anlatmayı tercih ediyorum. Okurken eğlenirken bir yandan da bilgi sahibi olmalarını ve bu zengin kültürel mirasımıza sahip çıkmaları gerektiğini anlatmaya çalıştım. Tarihe meraklı, çocuklar için yazmayı seven birisi olarak görevimi yapmaya çalıştım sadece… Göbeklitepe’nin adı daha çok geçmeli ve daha çok gündemimizde olmalı. Bunu geleceğin büyüklerine daha iyi anlatmalıyız. İngiltere’deki Stonehenge adlı yapıyı seyrettiğimiz her üç filmden ikisinde görüyoruz.  Göbeklitepe, Stonehenge’den 7 bin yıl daha eski… Göbeklitepe daha fazla bilinmeyi hak ediyor.

Levent’in gitmediği yer kalmadı gibi. Levent’i bundan sonra nerelerde göreceğiz?

Levent set olarak çıkıyor. Her setin için beş tane kitap var. Her sette beş farklı şehre gidiyor Levent ve arkadaşları… Setin içine doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine kadar pek şehri sığdırmaya çalıştık. Bu seriyi önemsiyorum. Olur mu bilmiyorum ama  bütün şehirleri yazmış olmak gibi bir hayalim var. Çocuklar okuduğu sürece yazmaya devam edeceğim. Umarım hedefime ulaşırım…Karşılaştığım, kitabımı okumuş her çocuğa soruyorum:Sence Levent gezmeye devam etmeli mi, diye… Hepsi şimdiye kadar evet dedi. Yani yazmaya devam…

İstanbul Dedektifleri’başlığı altında, İlk Genç’e yönelik bir seriniz daha var. Şehrin farkındalığını eğlenceli ve öğretici bir üslupla anlatıyorsunuz. Bu fikir nereden çıktı, seride başka hangi çalışmaları göreceğiz?

İstanbul çok kıymetli bir şehir. Bence Dünya’nın en güzel şehri…Öğrencilerle Sultanahmet Meydanını ve çevresini görmek için geziye gelmiştik. O zaman fark ettim ki; sadece Sultanahmet meydanındaki tarih pek çok ülkenin tarihinden daha zengin! O zaman İstanbul hakkında yazmaya karar verdim. İstanbul’u çocuklara anlatmaya çalıştım ama bunu yaparken salt bilgi yerine metne biraz macera, biraz eğlence biraz da merak eklemeye çalıştım. Yaklaşık on yedi yıldır İstanbul’da yaşıyorum. Şehre olan borcumu ödemeye çalıştım.

Ünlülerle Bir Gün kurgunuz çok beğenildi. Bu seriye devam etmek istiyor musunuz?

Ünlülerle bir gün benim önemsediğim bir seri. Çocuklara tarihimizdeki ünlü kişileri tanıtmayı amaçladım. Çocukların ilgi ile okumak isteyecekleri bir metin yazmaya gayret ettim. Bu seriye devam etmeyi çok istiyorum. Çok köklü ve zengin bir tarihimiz olunca haliyle pek çok da kahramanımız var. Anlatmak istediğim pek çok kahraman var.

Türkiye tarih ve kültür cenneti bir ülke. Bugün neredeyse dünyayı mayalayan her kültürden zengin bir geçmişe sahibiz. Bu konu hakkında bir öğretmen olarak neler söylemek istersiniz?

Böyle güzel bir ülkede yaşıyorsanız kitabınıza mekan bulmakta zorlanmıyorsunuz. Kapadokya’ya gittiğinizde kendinizi bir film setindeymiş gibi hissediyorsunuz. Karadeniz aynı güzel… Ege deseniz harika… Her bölgenin kendine özgü güzelliği ve bir hikayesi var. Bir yazar olarak daha önemlisi bir öğretmen olarak insanlara bu zenginliği anlatmak zorundayız. Ben bunu yazarak yapmaya çalıştım. Öğrencilerime dilimin döndüğünce, kalemim yazdığınca ülkemin zengin tarihini, eşsiz güzelliğini anlatmaya çalıştım. Ülkesini sevmenin, ona sahip çıkmanın, tarihi ve doğal güzelliklerini korumaktan geçtiğine inanıyorum.

Hayalinizde geçmişin kıyısında kalmış bir Türk kahramanını anlatmak var mı? Varsa nedenini anlatır mısınız?

Büyük bir tarihe sahip olunca pek çok kahramana sahip oluyorsunuz. Tarihimiz kahramanların geçit töreni… Zaman içinde biz pek çoğunu unutmuşuz. Koca Seyit bunlardan bir tanesi… Onun hayatını yazmayı isterim. Daha eskilerden başka bir örnek vermek gerekirse Çaka Beyi… pek çok isim sayılabilir. Onları, yaptıklarını anlatmayı isterim. Türk tarihini anlatmak için bu kahramanları anlamak gerektiğini düşünüyorum.

Son olarak; fuarlarda size yöneltilen soruyu biz de soralım: Levent, nerede yaşıyor?

Bu soruyu bana soran çocuklara yıllardır şöyle diyorum: Levent diye birisi yok! Bunu duyan çocukların genellikle morali bozuluyor. Onun kurgu olduğunu, hayali bir kişi olduğunu ama biraz ben, biraz da öğrencilerimden oluştuğunu anlatıyorum. Sonra da ekliyorum. Belki de Levent sen olabilirsin… Bunları söyleyince gülümseyerek yanımdan ayrılıyorlar. Saçları turuncu olan hiç kimseyi şimdilik tanımıyorum. Bizim mahallede de Levent adında turuncu kafalı birisi yok sanırım. Nerede yaşadığı hakkında size bilgi veremeyeceğim ama sunu söyleyebilirim: Bir gün Levent kapıdan içeri girse şaşırmazdım herhalde.

***

*Levent Göbeklitepe – Tarihi Eser Koruyucuları’nı satın almak için tıklayın.


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.