İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Elif Gül Aydın: Çizerin, çoğunlukla yazardan daha fazla etkiye sahip olduğunu düşünüyorum


Sanat eğitimcisi, yazar ve çizer Elif Gül Aydın ile kitabı “Minti ve Spagetti”, yazarlık süreci ve resimleme teknikleri üzerine konuştuk…

Elif Gül Aydın, çocuklar için hem kitap yazıyor hem de onları resimlendiriyor. “Kumaşlar, keçeler, renkli kâğıt gibi malzemeleri bir araya getirerek, farklı teknikleri karıştırarak üretmek beni çok heyecanlandırıyor,” diyen Aydın, alışılmışın dışında kitaplar hazırlıyor. Uzun yıllar sanat eğitimcisi olarak çalışırken öğrencilerini gözlemleyip çocukların neye ihtiyaç duyduğunu keşfetmeye çabalıyor ve bu çabaya hizmet etmeyi amaçlıyor.

Bir süredir Adana’da olduğum için sadece pandemiye değil mesafeye de yenik düşerek uzaktan bir röportaj gerçekleştirdik Elif Hanım’la. Ve o mesafeler yine eriyip gitti…

Keyifli okumalar…

MİNTİ VE SPAGETTİ BİREY OLABİLME, ZORLUKLARI AŞABİLME VE DENEMENİN ÖNEMİ ÜZERİNE KURULU BİR KİTAP

– Elif Hanım merhaba! Yıllarca farklı yaş gruplarıyla sanat eğitimcisi olarak çalıştığınızı biliyoruz. Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Kendi gözünden Elif Gül Aydın kimdir?

Merhaba Damla Hanım. Sanatsever bir annenin kızı olarak, sanatın her dalına ayrı değer vererek büyüdüm. Evimize her hafta sanat dergisi girerdi. Fakat ortaokul ve lise döneminde resimden koptum. Sonrasında her ne kadar dönemin popüler mesleği olan mühendis olmak istesem de annemin ileri görüşlülüğü sayesinde Marmara Üniversitesi, AEF Resim Öğretmenliğinde lisans, ardından İTÜ Çevresel ve Görsel Sanatlar bölümünde yüksek lisans yaptım. Bütün bu süreci yaşayan biri olarak, eğitimin doğru ellerde ve doğru biçimde yapılması gerektiğini düşünüyorum. Ailemi, dostlarımı, doğayı ve seyahat etmeyi seven, eğitimin önemine çok inanan, olaylara pozitif yaklaşmayı seven biriyim genel olarak.

– Resim okumuşsunuz. Kitaplarınızın çizimleri de size ait hatta. Onu da soracağım ama önce sormak isterim: Yazmaya nasıl ve ne zaman başladınız? Sizi çeken neydi?

Yıllarca sanat eğitmenliği yaptığım süre içinde hep resimli çocuk kitapları yazma ve resimlendirme hayalim vardı, ama nereden başlayacağımı bilemiyordum. Bütün bu karışık duygu ve düşünceler eşliğinde, Avustralya Melbourne’de Ulusal Galeri’yi gezmiş, sonrasında galerinin kitabevinde çocuk kitaplarını inceliyordum. En üst rafta yıllardır görmediğim ve beni derinden etkileyen çocuk kitaplarından biri olan Lamorisse’in “Kırmızı Balon” adlı kitabını görmüş ve bunun bir işaret olduğunu düşünmüştüm. Buradan aldığım ilhamla, 2018’de  “Kırmızı Balon Ünlü Ressamları Tanıyor” isimli ilk kitabımı yazdım. Bu kitap, kırmızı bir balon karakteri eşliğinde, 16 ünlü ressamın 16 ünlü eseri ile tanıştırıyor minik kitap kurtlarını. Kitabımın okullarda resim dersinin dışında, sınıf öğretmenleri tarafından değerler eğitimiyle birlikte kavramlar içeriğinde okutulduğunu biliyor olmaktan, ayrıca çok mutluyum. 

– Yazma ve çizme rutininiz nedir?

Doğayı ve canlıları incelemeyi çok severim. Onların bir hareketi, bakışı, görsel etkileriyle birlikte, bir fikrin ortaya çıkmasına yol açar. Sonra bu fikirler, eskizler hâlinde görsellerle harmanlanır ve hikâyenin ana hatları ortaya çıkar. Özellikle resimli çocuk kitaplarında yazıyı tasvir eden çoğunlukla görselleridir. Başka bir deyişle, görseller metni besleyen, hatta hikâyenin de önüne geçen etkiye sahiptir. Çocuk, kitabı okumadan önce, ilk defa kapağındaki görsel ile tanışır. Bu, çocuğun okuma- yazma bilmeden resim yapmaya başlamasına benzer. Kitabın görselleri çocuğa yakın gelirse, sonrasında kitabın içeriğiyle tanışıklığa devam eder veya etmez. Bu bakımdan yazarın, çizerle eşit haklara sahip olması gerektiğini, çizerin zaman zaman hatta çoğunlukla yazardan daha fazla etkiye sahip olduğunu düşünüyorum. Yeri gelmişken, burada bir parantez açıp “Ben Bir İllüstratörüm” isimli, illüstratörlerden oluşan bir topluluğumuzdan bahsetmek isterim. Bu, illüstratörlerin sektörde maruz kaldıkları hak ihlallerine dikkat çekmek ve temel haklarımızı kendimize, sektöre yeni girecek meslektaşlarımıza ve işverenlere hatırlatmak amacıyla bir araya geldiğimiz, bağımsız bir topluluk. 

– Dünyaca oldukça zor bir süreçten geçiyoruz. Bu süreç sizi nasıl etkiledi? Sizin için pandemi nasıl geçti/geçiyor?

Pandemide birçok kişinin bu dünyadan ebedi olarak göç etmesi çok üzücü. Ailemi ve arkadaşlarımı yeteri kadar görememek, onların yanında fiziksel olarak bulunamamak sıkıntılı bir süreç ama bu sürecin hep hayalini kurduğum ve beni iyi hissettiren çocuk kitapları yazıp resimlendirmek için iyi bir fırsat olduğunu düşünüyor ve zamanımı en iyi şekilde değerlendirmeye, üretmenin keyfine varmaya çalışıyorum. Yeri gelmişken güzel insanların emek verdiği,  Minti ve Spagetti’nin yayınlanmasına vesile olan İlksatır Çocuk Yayınevi’yle de buluşmama neden olan Kalem Ajans ile çalışıyor olmaktan çok mutlu olduğumu söylemek isterim.

– Bizi de “Minti ve Spagetti” adlı kitabınız buluşturdu. Bu kitabın hikâyesi nasıl doğdu?

Ailemizin bireyi kedimiz Oskar, evimizin ayrılmaz bir parçası. Onun bir hareketi, bakışı, sevdikleri ve sevmediklerinden yola çıkarak hikâyenin ana fikrini oluşturdum. Anaokulu ve ilkokulda çalıştığım öğrencilerimi gözlemlediğim süre boyunca, onları neyin iyi hissettirdiği duygusu ile kurguyu birleştirdim. Böylece Minti ve Spagetti’nin hikâyesi ortaya çıktı ve olgunlaştı. 

– Çocuk kitaplarını hep güzel bir amacı vardır, bu kitabınki nedir?

Minti ve Spagetti birey olabilme, zorlukları aşabilme ve denemenin önemi üzerine kurulu bir kitap. Yetişkinler olarak çocuğu baskılamadan denemesine izin verme ve müdahale etmeden onları gözlemleyebilme sürecini anlatıyor. Anne kedi, yavrusunun “birey olabilme” yolunda attığı adımları bir köşede hiç müdahale etmeksizin izliyor. Annesinin onu kendisini izlediğinden habersiz Minti ise birçok denemeden sonra başarıyı yakalıyor ve böylece kendine güvenin ilk adımlarını atmayı da başarmış oluyor.

– Gelelim çizim konusuna; Minti ve Spagetti’nin çizimleri size ait ve genel çocuk kitaplarındaki çizimlerin aksine keçeler, renkli kumaşlar ve daha pek çok malzemeyi kullanarak hazırlanmış bir kitap. Farklı teknikler kullanarak çocuk kitapları hazırlamak sizin tarzınız olmuş. Bu tarzı nasıl keşfettiniz?

Kumaşlar, keçeler, renkli kâğıt gibi malzemeleri bir araya getirerek, farklı teknikleri karıştırarak üretmek beni çok heyecanlandırıyor. Eğitmenliğim süresince çocukları en çok eğlendiren tekniğin kolaj tekniği olduğunu düşünüyorum. Kitabın üretim süreci esnasında çizime eşlik eden kumaşlar, keçeler ve bir sürü malzemeyi, bazen yapıştırıcı ile bazen çeşitli dikiş teknikleri ile birleştirdim. Tamamen dijital tekniği reddetmeden, ama çoğunlukla el emeği ile yapılmış kolaj tekniği çalışması yapmak, diğer tekniklere oranla çok uzun zaman alıyor olsa da kitaplarımı severek yapıyorum.

– Bölüm sonunda çocukları keçeden Minti yapmaya ve başka çizimlere de yönlendiriyorsunuz…

Parçası olsunlar ve üretsinler diye düşündüm ve kitabın arkasına kolaj tekniğine dair birkaç ipucu ile etkinlikler ekledim. Her çocuğun birbirinden farklı olduğu esasından yola çıkarak onların bu süreçteki farklı deneyimlerini aynı platformda buluşturmak için de bir hashtag açtım.

– Bu hashtag ile neyi amaçladınız?

Kitabın arkasında her çocuğun birbirinden farklı olduğu esasından yola çıkarak, farklılıklarını aynı platformda buluşturmak için #mintininarkadaşlari diye bir hashtag açtım. Çocuklar, kendi yaptığı resimlerin diğer arkadaşlarınınkinden ne kadar farklı olduğunu görebilsinler diye bu hashtag’i açma ihtiyacını hissettim. Çocuklar, kendi yaptıkları resimleri #mintininarkadaşları içeriğine yüklediğinde, birbirinden farklı Minti ve arkadaşlarını görüp heyecanlanacaklar, diye düşünüyorum.

ÖZELLİKLE KİTABIN GÖRSELLERİ VE MİNTİ’YE OLUMLU ELEŞTİRİLER GELDİKÇE ÇOK MUTLU OLUYORUM

Çizimlerinizden çocuk kitapları çıkarma fikri nasıl doğdu? Çocuklar için çizmeye nasıl başladınız?

Öğretmenlik yaptığım sürece, çocuklar için kitap yazma ve resimlendirme fikrinin olduğunu söylemiştim. Yıllarca çocuklarla çalıştığım için büyürken hissettikleri problemleri referans alarak, çözüm yollarını hikâye hâline getirmeyi düşünürdüm. Sevgili Tülin Kozikoğlu’nun resimli çocuk kitapları yazma atölyesine yazıldım ve burada yazma denemelerim oldu. Bu atölyede çok farklı bakış açılarıyla yazılmış pek çok kitap okuduk ve tartıştık. Toplum ve ebeveynler olarak çocuklarımız üzerinde baskı kurma eğilimimiz olduğunu düşünüyorum. Bu hikâyede anne, yavrusunu arkasından izliyor, onun kendi kendine problemini çözdüğünü görüyor ve sorununu çözen yavrusu ile gurur duyuyor. İstiyorum ki büyükler, çocuklarının aynı bu hikâyede olduğu gibi, onları baskı altına almadan izleyip onların denemelerine, yanlış yapmalarına müsaade etsinler; belli sınırlar içinde tabii ki. Minik dostlarımızın kendine güven duymalarını çok önemsiyorum; hata yaparak doğruyu bulacaklarına inancım tam.

– Siz bu anlamda öğrencilerinize nasıl yaklaşırdınız?

“Yeteneksizim, ben yapamam,” diyen ve cesareti bir şekilde kırılmış olan pek çok öğrencim oldu. Sanat eğitimcisi olarak onları cesaretlendirmem gerektiğini hep hissettim. Hayata farklı bir gözden bakmaya hepimizin ihtiyacı var. Onlara da bunu aşılamaya çalıştım. Onlara geleceğin liderleri, mühendisleri, sanatçıları olarak, yaratıcı olmak zorunda olduklarını hissettirmeye çalıştım. Çocukların kendilerini değerli hissetmeleri ve birilerinin onlara inanmaları çok önemli diye düşünüyorum.

– Peki, bu kitapta kullandığınız çalışmalarla neyi amaçlıyordunuz ve bu konuda geri dönüşler nasıl?

Birçok okulda, sanat eğitmenliği yaparken öğrencilerimi gözlemledim. Onların neyden heyecanlanacağı, neyi dinleyeceği, neyi ne kadar önemseyeceği hakkında birtakım gözlemlerim oldu. Bunları kendi hikâyelerimin ana fikri olarak işlemeye çalıştım. Bu fikirler etrafında hikâye örgüsünde bir problemi ortaya koyup, çözümleme etrafında hikâyeleştiriyorum. Hikyelerimde çocuğun kendi yaşantısına dair ipuçları olmasını önemsiyorum. Çocukların kitaplarımı incelerken eğlenmesini, güzel duygular hissetmesini, akışta kalmasını ve o anı çocukta yaşatabilmeyi önemsiyorum. Çünkü zaten bu duygular beraberinde öğrenmeyi de getirecektir. Kitapla ilgili çok tatlı geri dönüşler oluyor. Özellikle kitabın görselleri ve Minti’ye olumlu eleştiriler geldikçe çok mutlu oluyorum.

YARATICI VE ÇOCUĞUN HAYAL GÜCÜNÜ HAREKETE GEÇİRMEYE YÖNELİK HİKÂYELER YAZIP RESİMLENDİRMEYİ ÖNEMSİYORUM

– Elif Hanım, çocuklar için hem yazıyor hem çiziyorsunuz. Bu size nasıl hissettiriyor? Bu işin en güzel yanı sizce ne?

Resimli çocuk kitapları yazma ve resimlendirme sürecinde hikâyeyi oluşturduktan sonra, çeşitli malzemelerle kompozisyonu çalışmak ve resimlendirmek en sevdiğim süreçtir. Bu yolculukta malzemenin yol açtığı sürprizlere açık olmak ve olabildiğince malzemeyi renklere ve kumaş desenlerine uygun olarak, kompozisyonla birleştirerek kitaplar üretmeye çalışıyorum. Süreç normalden uzun olsa da, sonunda değdiğine inanıyorum.

– Okul öncesi dönemde resimlerin, çocukların hayal gücü üzerindeki etkisi büyük; sizin yaptığınız resimlemelerde özellikle dikkat ettiğiniz noktalar var mı?

Kompozisyonu resimlendirirken çocukların hayal güçlerine hitap eden figürler kullanmaya çalışıyor ve genellikle hayvan karakterlerinden yola çıkıyorum. Yaratıcı ve çocuğun hayal gücünü harekete geçirmeye yönelik hikâyeler yazıp resimlendirmeyi önemsiyorum.

– Peki, yazarken ve çizerken masa başında nasıl bir Elif var?

Önce herkesten uzak, atölyemin kapısını kapatıp kendime ait bir zaman yaratırım ve çalışırım. Sonrasında eşim ve kızımla yazıp çizdiklerimi paylaşır, onların fikirlerini de alarak kitaplarımı oluştururum. Süreç duruma göre uzun veya kısa olabilir.

– Ebeveynlere okul öncesi dönemde kitap sevgisi kazandırmak için neler önerirsiniz?

Kızım küçükken, kitapçılara gidip kitapların resimlerini uzun uzun karıştırır, satın aldıktan sonra da defalarca okur veya resimlerini yorumlardık. Evinde kitap okuyan ebeveynleri gören çocuğun hayatında mutlaka kitapların yeri olduğunu düşünüyorum. Kitabın, çocuk ve büyük için, yaşamın ayrılmaz bir parçası olması gerekiyor. Parkta, otobüste ya da seyahat ederken elinde kitap olan ebeveynlerini gören çocuğun hayatında kitabın mutlaka var olacağını düşünüyorum. Bu sebeple daha fazla sayıda çocuk kütüphanelerinin açılarak pek çok çocuğun kitapla buluşması gerekiyor.

– Çocuk kitabı yazarlarının hep daha güzel hayalleri varmış gibi gelir bana. Sizin en büyük hayaliniz nedir? Bundan sonra neler yapmak istiyorsunuz?

Kitaplarımın dünya genelinde farklı dillere çevrilmesini ve daha çok çocuğa ulaşmasını, görsellerinin de müze veya sergi salonlarında sergilenmesini diliyorum. Gazete Sanat’a ve size de bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.