İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bir Çocuğun Gözünden Çocukların Yabancı Dil Yolculuğu


Bugüne dek yayımlanmış pek çok makalesi ve iki akademik kitabı bulunan Prof. Dr. Cem Balçıkanlı 1980 yılında İstanbul’da doğdu. Fulbright bursuyla Florida Üniversitesi’nde Türkçe okutmanı olarak görev yaptı. 2013’te doçent, 2019’da da profesör unvanlarını aldı. Gazi Üniversitesi İngiliz Dili Eğitimi Ana Bilim Dalı’nda lisans ve lisansüstü dersler vermeye devam eden Balçıkanlı’nın son olarak Prof. Dr. Kemal Sinan Özmen ile birlikte yazdığı Çocuğum İngilizce Öğreniyor isimli kitabı ailelerin ve eğitmenlerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Hem teorik hem de pratik açıdan tam donanımlı bir akademisyen olarak işlevsel tavsiyeleriyle yabancı dil öğrenimi konusunda gerek ailelere gerekse öğrencilere derin bir nefes aldıran ve yol gösteren Prof. Dr. Cem Balçıkanlı ile yabancı dil öğrenimi ve kısa süre önce Altın Kitaplar’dan çıkan Yabancı Dil Perisi isimli çocuk kitabı üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Merhaba Cem Bey, çalışmalarınızı incelediğimizde yabancı dil eğitiminin sizin için bir meslekten öte, adeta bir tutku ve yaşam biçimi halini aldığını gözlemliyoruz. Yabancı dile ilginiz nasıl başladı?

Her şey 1980’li yıllarda sevgili annemin evimize bir İngilizce seti almasıyla başladı. O zamanlar sadece misafirleri ağırlamak için kullanılan misafir odasında bulunan vitrinde özel bir yere sahip olan o set benim için uzaya gitmek ile eşit derecede önemliydi. Toplam elli üniteden oluşan ve o zamanın önemli teknolojilerden olan kasetle İngilizce dinleme yapmanıza olanak tanıyan İngilizce set sayesinde yabancı dile olan ilgim başladı. Tabii sevgili ablalarımın her ay Blue Jean dergisini almaları ve benim bir Michael Jordan hayranı olmam da sürekli yabancı dille ilgili çalışma yapmam konusunda beni destekledi. Çünkü Blue Jean’de dönemin popüler yabancı şarkılarının sözleri vardı. Aynı şekilde Michael Jordan’ın basketbol maçları da keyif aldığım bir alanda dil çalışmama olanak tanıyordu.

Uluslararası dergilerde yayımlanmış makaleleriniz, yabancı dillere çevrilmiş kitaplarda bölümleriniz bulunuyor. Bu alanda akademik kariyer yapmaya nasıl karar verdiniz?

Sanıyorum üniversite üçüncü sınıftaydım. Gazi Eğitim Fakültesi’ndeki Dil Becerilerinin Öğretimi isimli dersimizde sınıfta bulunan arkadaşlarım öğrenci olurlar, biz de onlara öğretmenmişiz gibi ders anlatırdık. Bu gelenek hala devam ediyor. Ben o dönemde bu dersten çok keyif almaya başlamıştım. Bunda geçmişte izlediğim Ölü Ozanlar Derneği filminin etkisi de var elbette. Öğretmenlikten aldığım keyif arttıkça daha çok okumaya ve dil öğrenmeye ilişkin teorileri ve kavramları merak etmeye başladım. Bunu daha fazla yapabilmemin en doğru yolunun da akademik kariyer yapmak olduğunu anlamam pek uzun sürmedi. Kendime bir yol haritası belirleyip yola çıktım ve hala o yoldayım. Zira Mustafa Kemal Atatürk’ün harika bir sözü vardır. Ben de ömür boyu öğrenci kalmaya çalışıyorum.

“Öğretmenlik ömür boyu sürecek bir öğrenciliktir.”

Sizi akademik yanı ağır basan kitaplarla tanıdık. Bu kez bir çocuk kitabıyla karşımızdasınız. Bir akademisyen olarak çocuk romanı yazmak sizin için nasıl bir süreçti?

Rahatlık Tuzağını Aşmak kitabında yazarlar konfor alanından çıkmadan gelişme göstermenin mümkün olmayacağına işaret ediyor. Önceki kitaplarım İngilizce öğrenimi ve öğretmen yetiştirme üzerineyken bu kitabımda özellikle veli eğitim seminerlerinde yöneltilen soruları merkeze alıp bir çocuk kitabı yazdım.  Yabancı Dil Perisi benim için tam olarak konfor alanımdan çıkmak demekti.

Yeni kitabınız Yabancı Dil Perisi’nde yabancı dil konusunu çocukların gözünden, eğlenceli bir dille gözler önüne sermişsiniz. Kitabın konusundan kısaca bahseder misiniz?

Kitap, çevresindeki herkesin kendisine ne yapması gerektiğini söylemesinden hoşlanmayan Elif isimli kahramanımızın Yabancı Dil Perisiyle karşılaşması üzerine yaşananları eğlenceli bir macera eşliğinde anlatıyor. Özellikle annesinin dil öğrenme konusunda yaptığı baskıdan bunalan Elif’in kendine has oyunlarla ve etkinliklerle dil öğrenmeye karşı geliştirdiği tepkiye tanık oluyoruz.

Bu kitapta yabancı dil konusunda yetişkinlerin çocuklara nasıl “davranmaması” gerektiğini de öğreniyoruz o halde?

Kesinlikle öyle.

Kitaplarınızla gerek aileleri gerekse çocukları yabancı dil konusunda bilgilendiriyor deyim yerindeyse mentorluk yapıyorsunuz. Buradan çocuklarının İngilizce öğrenmesini isteyen anne babalara veya akıcı konuşmak isteyen yetişkinlere neler tavsiye edersiniz?

Öncelikle şunu söylemeliyim. Günümüzde çocuklara anlamlı öğrenme ortamları sunmak anne babaları doğru şekilde bilgilendirmek kadar önemli geliyor bana. Eğitim bir ekosistem ise okulda yapılanların evde desteklenmesi de dikkate alınması gereken bir durum haline geliyor. Anne babalar bu ekosistem içinde çocuklarının anlamlı bir öğrenme süreci yaşamalarını istiyorlarsa sabırlı olmak zorundadır. Günümüzün bireyler üzerinde yarattığı hızlı sonuç alma baskısı önce kendilerinde sonra da o küçük yüreklerde onulmaz yaralar açıyor. Keşke bunu görebilsek. Yetişkinlere gelince, “Yabancı dil sadece yurtdışında öğrenilir.”, “Benim dil öğrenmeye yeteneğim yok.” ve “Ne kadar uğraşırsam uğraşayım bizden geçti artık.” gibi onları aşağıya çeken cümlelerden uzak durup günümüzün teknolojileri sayesinde dil öğrenme sürecini hemen planlamalarının önünde herhangi bir engel olmadığını anlamaları gerekir. Herkes dil öğrenebilir. Hele bugünkü şartlarla.

Röportaj: Ecem Kodak


İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.