İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bir Şey Çok Şey Olabilir

İnceleme: Songül Bozacı

Kültürel kodlarımız önyargılarımızı belirler mi? Yoksa bilinmezliğe karşı verdiğimiz tepkiler mi bizim kültürel kodlarımızı belli eder? “Küçük Siyah Bir Şey” kitabı bu soruları sordurabiliyor. Reza Dalvand çizimleri ile kendi kültürünün bize ulaştığı sorgulamasını okuyoruz. Okumaya başladığımızda aslında sadece tek bir kültürün sorgulaması değil evrensel bir bilinmezliğin sorgulamasını okuduğumuzu fark ediyoruz.

Güzel renkleri ile ışıl ışıldayan bir orman ve ormanda ne olduğu belirsiz küçük siyah bir şey. Onu ilk fark eden Leopar oluyor ve o, kesin avlanırken kendi lekelerinden birinin düştüğüne karar veriyor hemen, bütün arkadaşlarını uyarmak için yola çıkıyor. Sonrasında gökyüzünde daireler çizen karga o siyah şeyi gördüğünde heyecanla gaklayarak yanına gidiyor ve kesin gökyüzünden düşen bir yıldız diye çığlıklar içinde “gökyüzü yakında başımıza yıkılacak” diyerek herkesi uyarmak için oradan ayrılıyor. Onun yarattığı gürültü ile Tilki uykusundan uyanıyor ve küçük siyah şeyin olduğu yere geliyor. Ve hiç de iyi şeyler düşünemiyor ve kesin şehirdeki sarayın prensesinin başörtüsü olduğuna karar veriyor ve bunun sonucu ormana bir dolu asker gelecek. Bundan korunmaları için arkadaşlarını uyarmaya gidiyor. Sonrasında Geyik, Baykuş ve Kedi de görüyor bu siyah şeyi. Tabii tahmin edersiniz ki onlarda hiç iç açıcı şeyler düşünmüyor. Hatta kedi o siyah şeyin kendi kakası olduğunu düşünüp onu örtmeye dahi çalışıyor. Ve böylelikle sakin yaşamları bir anda büyük bir kargaşaya dönüşüyor orman halkının. Çünkü herkes gördüğü şey hakkında birbirine aktarım yapıyor ve bir küçük siyah şey binlerce başka siyah bir şeye dönüşüveriyor.

Bildiğimiz ve kendi konfor alanlarımızı yarattığımız yerlerde yeni olana karşı tepkimiz çoğu zaman bu orman sakinleri gibi olabiliyor. Ya onun ne olduğunu tam bilmeden, hakkında çok şey bilmeden, öğrenmeden hemen kendi yargımızı veriyoruz ve bu çok doğru diye onu herkese iletiyoruz. Ve böylelikle bir farklılaşma sürecini başlatmış oluyoruz.

Yazar hikâyesinde o günlerden bugünlere çok zaman geçtiğini ve o bilinmez şeyin hala ormanda olduğunu belirtiyor. Ama ne olduğunu okuyucunun hayal gücüne bırakıyor. Tam da burada çocuklarla yapılacak olan kitap okumalarında felsefi sorgulamaların önemi ya da bilinmez olan şeye hemen bir anlam yüklenip yüklenmeyeceğine dair bir sohbet yapılabilir. Çocukların önyargılardan önce merak duygularının geliştirilmesi çok daha önemlidir. Kaos yerine doğru cevapların bulunması hem cehaleti önleyecek hem de bilinmezliğin karşısında bilginin gücünü deneyimleyeceklerdir. Sahi o “Küçük Siyah Bir Şey” güzellikler getiren bir şey olamaz mı?

Küçük Siyah Bir Şey – Reza Dalvand

Çeviren: Osman Ataman

Arden Yayıncılık

Songül Bozacı

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir