İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yaşasın Çocuklar ve Okudukları Kitaplar -7-

Sevgili arkadaşlar selamlar…

Yeni yepyeni bir haftadan herkese merhaba. Sizlerden gelen mesajlara bakıyor ve cevaplamaya çalışıyorum. İlginiz beni çok çok mutlu ediyor. Hepinize teşekkür ediyorum. Havalar ısınmaya başladı. Kışı bahar, baharı yaz, yazı sonbahar, sonbaharı yine kış izleyecek. Yeni eserler yazılacak, yeni kitaplar okuyacağız.

Bakalım bu hafta neler var neler?

1. Kitap

İncelemek için tıklayın.

Haftanın ilk kitabı Dinozor Çocuk Yayınları’ndan geliyor. TORNET, FİLE ÇORAP VE BAŞKA ŞEYLER. Yazarımız Nihal Ünver. Resimleyen Gül Sarı.

Bir kez farklı oldu mu biri ve herkesin bildiğinden, yaptığından farklı bir şey yaptı mı vay haline! Bakıp dururlar ona, ne farklı diye… Üstelik o öyle bir farklıysa yani scootera oturarak biniyor, market alışverişinde çılgınca bağırıp tüm gözleri
üzerine topluyor, sınıfında kimseyle iletişim kurmayıp sürekli tekrar eden hareketler yapıyorsa… Oldukça farklıdır değil mi?

Ege ve Güven “farklı” ve “normal” gelişen çocuklar olarak bize her şeye rağmen dostluğun ve birlikte var olabilmenin sıcacık hikâyesini anlatıyor.

Bu güzel ve keyifli hikayeyi çok seveceğinizi düşünüyorum. Belki bir gün okulda, etkinlikte ya da başka bir yerlerde Nihal hanımla karşılaşabilirsiniz. Çünkü çok sık etkinlikler yapıyor.

2. Kitap

İncelemek için tıklayın.

Bakalım ikinci kitabımız kimden geliyor?  Yeni İnsan Yayınevi, Fide Serisi’ne Akademisyen-Yazar Meltem Ulu’nun yazdığı ve Marynel Camacho’nun resimlediği İSTANBUL’UN BALIKLARI başlıklı kitabı ekliyor.

İstanbul’da doğan ve çocukluk yıllarını Boğaz’ın eşsiz manzarasını görerek geçiren Meltem Ulu’nun son kitabı İstanbul’un Balıkları oldukça eğlenceli bir Boğaz macerası. Kitap, altı yılı aşkın süredir devam ettiği serbest çizerlik mesleğinde uluslararası işlere imza atan Venezuellalı çizer Marynel Camacho’nun rengarenk çizimleri ile hayat buluyor. Camacho’nun daha önce hiç görmediği İstanbul’un balıklarını resmetmekteki başarısı hayal gücünün yetkinliğini gözler önüne seriyor.

Bu hikayede Boğaz’da yaşayan çeşit çeşit balıkların, başlarına gelen bir felaketle nasıl mücadele ettiklerine tanıklık ediyoruz. Palamuttan uskumruya, kırlangıçtan lipsoza ve pisi balığından yunusa kadar sayısız balık, İstanbul’un Balıkları’nda çocuklara eşlik ediyor. Üstelik balıklar bu mücadelede yalnız değil, insanlar da onların macerasının bir parçası.

Deniz kirliliği İstanbul’un büyük sorunlarından biri. Her gün denize atılan binlerce çöp güzelim İstanbul Boğazı’nı kirletiyor. İstanbul’un Balıkları da sürükleyici macerasında bu soruna değiniyor. Oldukça sıradan günlerin birinde bir gemi kaza yapıyor; gemideki bütün çöp denize saçılıyor. Boğaz’ın balıkları çaresiz bir şekilde ne yapacaklarını düşünürken birden levreğin aklına bir fikir geliyor. Boğaz’ı yalnız başlarına temizleyemeyeceklerinde hemfikir olan balıklar, insanlarla işbirliği yapmaya karar veriyor.

Kitapta sadece olay örgüsü yok. Göçmen balıkların Karadeniz’den Marmara Denizi’ne göçü, Marmara Denizi’ndeki balık çeşitliliği satır arasında çocuklara aktarılıyor. Bu aktarımın temel özelliği ise didaktik olmaktan çok merak uyandırıcı bir özellik taşıyor olması. Ayrıca Meltem Ulu’nun hikayesi çocukları palamuttan uskumruya, kırlangıçtan lipsoza ve pisi balığına kadar birçok türle tanıştırıyor. Çocukların öğrenmesinin zor olduğu biyoçeşitliliği onların dünyalarının bir parçası haline getiriyor.

Yetişkinlerin bile çoğu kez görmezden geldiği veya farkına varmadığı 20 cm’den küçük lüferlerin avlamalarının yasak olduğu detayı hikâyenin en can alıcı yerlerinden biri.  Diğeri de balıkların yaşam dünyalarını balıkların gözünden tanımlayarak plastiklere dair bakış açısını ortaya koyması. Bu yaklaşım İstanbul’un Balıkları kitabında insan merkezci bir bakışa eleştiri olarak ortaya çıkıyor. İşbirliği, dayanışma duygusu ve empati gibi çocuk gelişimine etki eden beceri ve değerler kitap sayfalarında yer alıyor. Bütün bunlar bir araya geldiğinde ortaya okuması son derece keyifli bir eser çıkıyor.

Hikayede çocukların birlikte ürettikleri ve hazırladıkları “Bu mavilik hepimizin” ve “Bu kirli deniz de hepimizin” afişleri geleceğe dair umudu büyütüyor.

Antropolog yazarımız Meltem Ulu’nun bütün kitaplarını tavsiye ederim, hepsi pek kıymetliler.

3. Kitap

İncelemek için tıklayın.

Veee sıra geldi üçüncü kitabımıza. hep kitap etiketiyle ÇOCUK YAZARLAR (Ünlü Yazarların Gerçek Çocukluk Hikayeleri). Yazar Davıd Stabler. Resimleyen Doogıe Horner.

Ünlü yazarların başarılarını hepimiz biliyoruz. Peki, çocuklukları ile ilgili ne kadar bilgi sahibiyiz? Bunu öğrenmek için onların hikayelerinin başladığı zamana dönüyoruz.

“Güzel hikayelere herkes bayılır. Şunu da çok iyi biliyoruz ki iyi anlatılan bir hikaye giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşur.” Bu güzel seri’de anlatılanlar yazarların hayat hikayelerinin başlangıç bölümleri oluyor.

Büyüyünce büyük bir yazar olsak da olmasak da hepimizin anlatacak bir hikayesi vardır. Hadi bakalım hep beraber her şeyin başladığı zamana geri dönüyoruz.

4. Kitap

İncelemek için tıklayın

Bakalım dördüncü kitabımız nereden geliyor?  Yeni İnsan Yayınevi Fide Serisi’nden CANIM KUZENİM. Yazarı Aliano Casales. Resimleyen Francesca Dell’Orto. Türkçesi Ayşe Caner.

Resimli kitaplarda sözleri mi takip etmeliyiz yoksa çizimlere dalıp hikayenin akışına mı kendimizi bırakmalıyız? Belki herkesin tarzı farklıdır. Ancak Francesca Dell’Orto çizimlerindeki özgün yaklaşımla hepimizi büyülüyor. Şöyle bir bakıp geçmek yerine, gözlerimizi görsellere mıhlıyor. Bir resimli kitapta görsel şölen nasıl mümkün; adeta ders veriyor.

Kıza benzeyen Pedro, aynı okulda okuyan ablasının korumasına rağmen zorbalık görmekten kurtulamıyor. Ne denli tanıdık bir durum. Yüreğimiz her zaman zorbalık görenden yana atıyor. Ne ki, zorba da bizim çocuğumuz.

Hikayeleri hep hırpalanan çocukların gözünden dinlemeye alıştık. Hayat bazen planladığımız gibi ilerlemez değil mi?

5. Kitap

İncelemek için tıklayın

Geldik beşinci kitabımıza. Timaş Çocuk Yayınları’ndan AKBABA DOBRİLLA’NIN İNANILMAZ YOLCULUĞU. Yazarı Mustafa Orakçı. Resimleyen Berk Öztürk.

Uvaç Vadisi’nde gözlerini açmış ve nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir kızıl akbaba Dobrilla… Sıcak ülkelere göç ederken başından geçen ilginç olaylar…

Arkadaşlığın, dostluğun ve sevginin ne demek olduğunu yolda öğrenmeye çalışan Akbaba Dobrilla, diğer akbabalar gibi göç etmek istiyordu. Fakat bu göç yolculuğu hiç kolay olmayacaktı, başka hayvanlarla karşılaşacak, insanları tanıyacaktı. Dobrilla yolda gerçek dostluğu öğrenecek ve korkularıyla yüzleşecekti.

Akbaba Dobrilla’nın bu mücadeleci yolculuğunu kaçırmamak için hızlı olmalısınız. Eğitmen yazarımız Mustafa Orakçı’dan yine harika sıcacık bir hikaye olmuş.

6. Kitap

İncelemek için tıklayın

Haftanın son kitabı bakalım kimden? Merak ediyor musunuz? Sizi fazla bekletmeyelim hemen tanıtıma geçelim. Uçan At Yayınları’ndan TRENLERİN HİKAYESİ. Yazarı Jane Bingham. Resimleyen Colin King

Rusya’da buz tutmuş bir gölün üzerine döşenen raylardan geçen trenin daha deneme sürüşünde sulara gömülmüş olduğunu biliyor muydunuz? Peki ya 1872’de sefere başlayan lüks trenlerin en ünlüsünün Paris – İstanbul arasında sefer yapan Şark Ekspresi olduğunu biliyor muydunuz? Bunun gibi daha pek çok şaşırtıcı bilgiyle dolu bu güzel kitapta binbir çeşit trenle rayların üstünde keyifli bir yolculuğa hazır olun!

Evet sevgili arkadaşlar, son kitabımı okurken kapı çalındı ve posta görevlisi elinde bir sürü kitaplarla çıkageldi. Şimdi hemen gelen kitaplara dalıp haftaya size yeni yeni tanıtımlar yapmalıyım. Sağlıcakla ve kitaplarla kalın…

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir