İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazar Defne Ongun Müminoğlu ile Röportaj

Çocuk kitapları yazmaya nasıl başladınız?

Önce kendi bloğum 0 km.Bızdıklar (www.sifirkilometrebizdiklar.com) da yazıyordum. Ardından çeşitli ebeveyn-çocuk dergilerinden teklif gelince, dergilerde köşem oldu. Bunu takiben Edukids firması “Hikâyeli Yapboz” projesiyle geldi. Bu proje için dört farklı hikâye yazıp, yapboz akışlarının kurgusunu yaptım. Benim için çok keyifli bir projeydi. Birkaç sene sonrasında da kendi kitap projemle yayınevinin kapısını çaldım.

Çocukken en severek okuduğunuz kitaplar nelerdi?

Ayşegül serisini çok severdim. Daha ileri yaşta Enid Blyton’ın Afacan Beşler, Gizli Yediler serileri elimden düşmeyenlerdendi. Mark Twain’in Tom Sawyer, Huckleberry Finn macera kitapları da yine çok sevdiklerimdendi. 

Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak için neler tavsiye edersiniz?

Öncelikle minicik yaştan kitapla haşır neşir olmalarını sağlayan ortamların sunulmasını öneririm. Banyoda su geçirmeyenler, sesli, oyuncaklı, aynalı, özel dokusu olanlarla başlayıp, yavaş yavaş hikâye kitaplarına geçebilirler. Ailelerin kitap sever olmasının ve kitaba değer vermesinin çocuklar üzerinde son derece olumlu etkisi olduğunu biliyoruz. Evde kitaplık olması, herkesin kendi sevdiği türde bir şeyler okuması, kitap sohbetleri yapılması, kitap almaya gitmenin keyifli bir ebeveyn-çocuk zamanı olarak sunulması (ve bunun düzenli olarak yapılması), kitap okuma köşeleri yaratılması ve hatta bu köşelerde yaratıcılığımızdan faydalanarak cazip bir ortam oluşturulması… Hepsi okumak için bizleri motive eden unsurlardır. Biz motive olunca çocuklarımız da doğal olarak kitapları sevecek, bu dünyaya dalacaklardır.     

En son kaleme aldığınız Renkgiller serisi yeni tasarımı ile okuyucularla buluştu. Serideki her kitabın farklı bir teması var. Bu temaları kurarken nasıl kaynaklardan yararlandınız?

Bu serinin bizleri doğal ortamlara götürmesini hedefledim. Teknolojinin gelişmesi, hayatımıza yoğun bir şekilde girmesiyle bazı temel unsurlardan uzaklaşıyoruz. Oysaki en güzel anılarımız ekran karşısında değil, oyun oynadığımız, dış mekânlarda bir şeyler keşfettiğimiz, gittiğimiz bir yolculukta yaşadıklarımız gibi durumlarda oluşuyor. Çocukluğumuza dönüp baktığımızda “Televizyondaki şu diziyi nasıl seyrettiğimi hiç unutamam,” demiyoruz ama “Kamp ateşini yakarken neler yaşamıştık…” diyebiliyoruz. Bu nedenle işin özünden, hayattan ve doğal olandan kopmamak gerekiyor. Renkgiller bize bu unsurları hatırlatıyor.  

Kitaplarınızda hikaye içerisinde bir öğreti, bir bilgi akışı var. Renkgiller’de çocuklara ve ebeveynlere ne anlatmak istediniz?

Renkgiller serisinde yukarıda bahsettiğim gibi doğayı, hayatı keşfetmeye vakit ayırmamız gerektiğini vurgulamak istedim. Kamp yapalım. Bunu yaparken de canlıları tanıyalım, onlara saygı gösterelim. Oyunlar oynayarak öğrenelim, sosyalleşelim. Vücudumuzu oyun oynarken çalıştıralım. Hem eğlenelim hem de dostlarımızla, ailemizle  kaliteli zaman geçirelim. Veya araba yolculuğu, feribot yolculuğu nasıl olur, trenle nereden nereye nasıl gideriz, gittiğimiz yerlerin özellikleri nelerdir… Bunları öğrenelim ve zamanı geldiğinde deneyimleyelim. Bu üç kitapta da konusuna göre bizlere farklı bilgi sunabilecek kişilerden destek aldım. İstedim ki herhangi bir kitapta edinemeyecekleri bilgileri de hikâyemize serpiştirelim.   

Seri “Renkgiller Kampta”, “Renkgiller Yollarda” ve “Renkgiller Oyun Peşinde” olarak üç kitaptan oluşuyor. Peki sizce bir çocuk için hangisi daha önemli: oyun mu, kitap mı?

Bence ikisi el ele gitmeli. Oyunlar bizlere hayatı öğretiyor. Oyun oynarken iletişimi, takım çalışmasını, yenmeyi, yenilmeyi, strateji geliştirmeyi, sonuçlarına katlanmayı öğreniyoruz. Dış mekân oyunlarıyla vücudumuzu çalıştırıyoruz. Yani “Aman canım oyun da neymiş?!” dememek lazım. Özellikle teknolojik olmayanların yeri bence çok daha farklı.
Kitaplarsa bizleri normalde belki de gidemeyeceğimiz ortamlara sokuyor, tanışamayacağımız kişilerle tanıştırıyor, hayal kurmamıza yardımcı oluyor, farkında olmadan bir şeyler öğrenmemizi sağlıyor. Olmazsa olmaz.

Renkgiller karakterinin hepsi kitabın adı gibi birbirinden renkli kişiliklere sahip. Ateş Bey müzik ile ilgileniyor, Yaprak Hanım ise günlerini resim çizerek geçiriyor. Uzay robotlarıyla ve basketbolla vakit geçirirken, Lila doğaya düşkün bir yüzücü. Bu karakterleri oluştururken hayatınızdan ilham aldığınız birileri var mıydı?

Sanat, spor ve doğa. Benim için olmazsa olmaz. Ailemizin biraz sıra dışı olmasını da istedim. Anne veya baba bir kurumda çalışmasın mesela. Sanatçı kimlikleri olsun. Çocukların ilgi alanları da buna göre gelişmiş olsun. Tüylü dostları da standart evcil hayvan görüntüsünden uzak olsunlar. Biraz uçuk kaçık ama hepimizin belki de derinden derine olmak istediği gibi özgür bir aile sunmak istedim. 

Son sorumuz biraz daha genel: Teknoloji çağında çocuklar kitaplardan uzaklaştı gibi bir algı söz konusu. Sizce de öyle mi? Öyle ise çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak için neler tavsiye edersiniz?

Teknoloji çağı artıları ve eksileriyle geldi. Müthiş faydaları var. Bunu görmezden gelemeyiz. Şu an pandemi döneminde çocuklar bir miktar öğrenebiliyorsa teknoloji sayesinde oluyor. Eskiden teknolojiden korkuyorduk, şimdi teknolojik altyapısı olmayan köyler için bir şeyler yapılsın derdine düştük. Ancak her şey gibi teknolojiyi de dozunda ve doğru amaç için kullanmamız gerekiyor. O noktada zorlanıyoruz. Sadece çocuklar değil, biz yetişkinler de zorlanıyoruz. Neredeyse cep telefonumuzla uyuyacağız. O kadar yanımızda, elimiz ayağımız olmuş durumda. Doç. Dr. Yavuz Samur bir seminerinde biz ebeveynlere sormuştu, “Evden çıkarken hangisini unutursanız daha panik olursunuz? Cüzdanınızı mı? Yoksa cep telefonunuzu mu?” Ben cüzdan diyen azınlıktaydım. Çoğu cep telefonu dedi. Çünkü cep telefonunuz yanınızdaysa bankadan para da çekebiliyorsunuz. Teknoloji hayatımızın her alanında yanımızda. Ama bu, kitap okumanın getirisini azaltmıyor. Tatlı bir müzik eşliğinde, cam kenarındaki rahat koltuğunuza kurulup, elinize güzel bir kahve alıp sevdiğiniz bir romanı veya bir dergiyi okuduğunuz anki mutluluğu bence teknolojik bir alet kullanırken yakalayamıyorsunuz. Fark en başta duygusal bence. Kitap okumak bir tecrübe, bir yaşanmışlık sunuyor.

Çocuklara kitaplar hatırlatılmazsa, kitaplı ortamlar sunulmazsa varlığını bile unutabilirler. Sadece okulda okunması istenilenlerle okudukları sınırlı kalabilir. Bu anlamda daha önce bahsettiğim sistemlerle kitabı hayatımızda tutmaya devam etmemiz önemli diye düşünüyorum.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir