İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Mavisel Yener ile Söyleşi

Bugüne kadar yüz elli çocuk kitabı kaleme alan sevgili Mavisel Yener ile harika bir söyleşi gerçekleştirdik. Keyifli okumalar.

Yazar olmak istediğinizi ilk ne zaman anladınız?

Yazma tutkum ilkokul çağlarımda, öğretmenlerimin ve ailemin desteği ile başladı. Şanslı bir çocuktum, evimizin devasa bir kitaplığı vardı… Okudukça yazma sevincim de çoğaldı. Aslında klasiktir “çocukken yazmaya başladım” denir; ama ben bunu yazarlık olarak algılamıyorum elbette. Kitaplara olan yakınlık diye adlandıralım onu. Ciddi ciddi yazmaya başlamam üniversite dönemlerinde oldu. Yarışmalara katıldım; birkaç ödül aldım. 1997’de “Gazete Ege’de çocuk sayfasını hazırlar mısın,” teklifini aldığımda bir yandan diş hekimliği yapıyordum. Gazetenin çocuk sayfasını hazırlamaya başladım. Yani önce gazete, dergi ve yarışmalar geldi. Ödül almıştım, ama yayımlanmış kitabım yoktu. Yayınevi ve editörden gelen teklifle ilk kitabım Mavi Elma’yı yazdım. Önce dergilerde, gazetede, yarışmalarda deneyim kazanmak donanımımı artırdı. Yine de ilkokul öğretmenimin katkılarını unutmam. Elbette toplumsal, kültürel özgürleşmenin yolu bireysel özgürleşmeden geçiyor.  Hiç kuşku yok ki ancak bireysel edebiyat yolculuğuna çıkmış bir öğretmen bunu başarabilir.

İlk kitabınızı yayınlamak yazma sürecinizi nasıl etkiledi?

İlk kitabım Mavi Elma yayımlandıktan sonra çocuklar tarafından çok sevilince yayınevim hemen ikinci kitabı yazmamı istedi benden. Böylece süreç hızlanmış oldu.

Kitaplarınızda yazması en zor sahneniz hangisiydi?

“Zor” sözcüğü yaşamımda olmayan bir sözcük. Kitaplarıma büyük emek harcarım, ufak tefek güçlükleri çalışarak aşarım, hiçbirine “zorluk” gözüyle bakmam.

Birçok yazar kendilerini “karakter” ya da “olay örgüsü” yazarları olarak tanımlar. Sizin kendi yazı yolculuğunuzda siz hangisine daha yakınsınız?

Yüz elli kitabım var, onları okuduktan sonra bu sorunun yanıtını bir okur olarak sizin vermenizi isterim 😊

Kitap söyleşilerinde birçok çocukla buluşuyorsunuz. Çocuklarla buluşmalarınızın sizi en çok etkileyen tarafı nedir?

Çocuğun doğasını anlamaya çalışıyorum, değişen çocukluğu gözlemliyorum. Türkiye’de okullarda ve fuarlarda çocuklarla, ailelerle, öğretmenlerle buluşuyorum. Gözlem yapabilmek için bu büyük bir şans. Doktor olmamın da bunda önemli rolü var. Çocuklarla buluşunca hem çocukların nabzını tutuyor, onları anlamaya çalışıyorum hem de motive oluyorum.

Çocuk kitabı yazmak isteyen yazarlar için ne gibi tavsiyeleriniz var?

Çocuklara yazabilmenin ilk şartı edebiyatı ve çocuğu ciddiye almaktır. Hangi yaş grubuna yazacağınıza karar vermek önemlidir. Örneğin, üç yaş çocuğuna ve on yaş çocuğuna sunulacak bir kitap biçimsellik, içerik, dil-anlatım açısından birbirinden çok farklı olacaktır. Bir çocuk kitabının içerdiği etik, sosyolojik, psikolojik, ekonomik iletiler önemlidir. Şiddet içermeyen, sorunlarını kaba kuvvetle çözen kahramanlara özendirmeyen metinler yazılmalı çocuklara. Dil öğesi de çok önemli. İyi bir çocuk öyküsü diliyle, kurgusuyla, iletisiyle “çocuğa göre” yazılmış olmalıdır. Benim için en önemli özelliklerinden birisi de eğlendirici olmasıdır. Okumanın bir sevinç, bir eğlence olduğunu çocuk hissetmelidir. Yetişkinler için yazarken pedagoji bilmek zorunda değilsiniz. Fakat çocuklara yazıyorsanız bunu da bilmek zorundasınız.

Yazarlık yolculuğunuzda bu kadar çok eser yazmayı hiç hayal etmiş miydiniz?

Sadece yazmaya odaklanmıştım, “çok” yazmak gibi bir kaygım olmadı hiç. Nicelik değil nitelik önemli diye düşünüyorum. Yirmi beş yılda yüz elli kitabımın yayımlanmasına ben de mutlulukla, şaşkınlıkla bakıyorum doğrusu. Gazete Sanat okurlarına mavi sevgilerimi iletiyorum. Bana ulaşmak isteyenler için adresim: www.maviselyener.net

Sevgili Mavisel Yener Hanım; Gazete Sanat Çocuk adına ve kendi adıma davetimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ediyoruz.

Röportaj: Meryem Ermeydan

Meryem Ermeydan

Bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir