İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Aslı Özdemir: Bir ebeveyn, çocuğunun tüm yaşamını değiştirebilecek bir etkiye sahiptir

Aslı Özdemir, Geleceğe Dokunan Anneler kitabının yazım sürecini ve duygusal ihmal konusunun çocuğa yaşattıklarını Gazete Sanat okurları için anlattı.

Duygusal ihmal konusunda annelere farkındalık kazandırmak için yola çıkan Geleceğe Dokunan Anneler, bir proje olarak çıktıkları yolda dernek haline gelmişler. Son olarak da Kasım ayında yine Geleceğe Dokunan Anneler adıyla bir kitap hazırlamışlar. Derneğin kurucularından Aslı Özdemir ile tüm bu süreci ve kitabı konuştuk.

Röportaj: Tuba Yılbaş

İHMAL DE İSTİSMAR DA ÇOCUĞA KÖTÜ DAVRANIM ŞEKİLLERİDİR

– Geleceğe Dokunan Anneler kimdir, ne yapar? Amacı nedir?

Duygusal ihmal konusunda annelere farkındalık kazandırılması yoluyla gelecek nesillerin güçlendirilmesi projesidir. Gelecege Dokunan Anneler olarak projemizin hedefi dünya genelinde her yüz çocuktan 18’i , ülkemizde ise  4,4 milyon çocuğun etkilendiği “duygusal ihmal” konusuna dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak. “Geleceğe Dokunan Anneler” projesiyle “anne eliyle” geleceğe dokunmak ve bu doğrultuda, duygusal ihmalin gelecekte yol açabileceği olumsuz davranış kalıplarını engellemektir.

– Destek aldığınız birimler de var. Onlardan bahseder misiniz?

Bugüne kadar çalışmalarımızı 2 farklı koldan, akademik araştırmalar ve saha çalışmaları olarak ilerletiyoruz. Birinci odağımız Hacettepe Üniversitesi Pediatri, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Çocuk Gelişimi Bölümü öğretim üyeleri ve Madalyon Psikiyatri Kliniği desteği ile bu konuda daha fazla araştırma yapılmasına öncü ve destek olmak. İkinci odağımız ise erken çocukluk dönemi yaş grubu çocuğa sahip ebeveynler, okullardaki öğretmenler ve PDR uzmanları arasında farkındalık ve duygusal değişiklik yaratmak için seminerler ve eğitimler vermekten oluşuyor. Bu çalışmalarımızda bize yine Hacettepe Üniversitesi öğretim üyeleri ve Madalyon Psikiyatri Kliniği’nin bize yönlendirdiği “Çocuk İhmal ve İstismarı” konusunda uzman psikolog ve psikiyatristler destek veriyor. Tam 2 yılda yaklaşık 1100 kişiye doğrudan ulaştık. 320 öğretmen/eğitimci ve 780 ebeveynden oluşuyor. Hedef gruplara, GAP İdaresi bünyesindeki Çatomlarda verilen seminerler ve odak grup çalışmaları, özel okullarda verilen veli ve eğitimci seminerleri, webinarlar ve özel söyleşilerle ulaşıldı. Son olarak da pandemi döneminde projemizin kitabına çalışarak, Ekim ayında Epsilon Yayınevi aracılığıyla raflarda yer almasını sağladık.

– Çocuklukta duygusal ihmali “tanımı basit etkisi büyük” şeklinde ifade ediyorsunuz? Bizim için tanımı ve etkilerini açar mısınız?

Duygusal İhmal, literatürde “Anne babalar ya da bakım verenler tarafından çocuğun sevgi ve saygı görme, önemsenme, duygularının anlaşılmaması, sosyalleşmesine izin verilmemesi, kuralları öğrenme ve uygun uyum becerilerini edinme gibi duygusal ihtiyaçlarının süreğen biçimde göz ardı edilmesi, karşılanmamasıdır.” şeklinde açıklanmaktadır. Çoğunlukla sessiz ve görünmez olduğundan, çocukluktaki duygusal ihmal hafife alınır ve yalnızca erişkinlikte semptomlar ortaya çıkınca fark edilebilir. Boşluk, bağımlı olma korkusu, kendine yönelik öfke ve suçlama, yüksek mükemmeliyetçilik, düşük öz-saygı, erişkinlikte hissetme ve hislerini ifade etme güçlüğü bu semptomlardan sadece birkaçıdır. Çocuklukta duygusal ihmal, çocuk istismarının en sessiz ve görünmez konusudur. Aktif bir istismar türü değildir. Görünmeyen, hatırlanmayan bir çocukluk deneyimidir. Ülkemize baktığımızda ise çocuk ihmali ve istismarına ilişkin çalışmalarda artış olmakla birlikte, çocuklukta duygusal ihmal konusunda yapılan araştırmalar daha az.

– Duygusal ihmal sadece duygularla mı ilgili?

İhmal de istismar da çocuğa kötü davranım şekilleridir. Duygusal ihmal pasif çocuk istismarı olarak da isimlendirilmektedir. İhmal genel anlamda fiziksel ve duygusal olarak iki ana başlıkta ele alınır. Duygusal ihmal evet, sadece duygularla ilgilidir. Çocukların en temel duygusal ihtiyaçları, sevilmek, ilgi görmek, korunmak ve neyin dogru neyin yanlış oldugunu gösteren, onları hayata hazırlayan anne ve babalara sahip olmaktır. Bu ihtiyaçlar aynı zamanda çocukların en temel haklarıdır.  Çocukları, gereksinimlerini ve duygusal gelişimini gözardı ettiğimiz bu durumların pek çoğu duygusal ihmal tanımına girer.

BİR ŞEYİ FARK ETMEDEN ÖNLEMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL

– Çocuklukta duygusal olarak ihmal edilmiş bireyler ebeveyn olduklarında bununla nasıl baş edebilirler?

Çoğunlukla sessiz ve görünmez olduğundan, çocukluktaki duygusal ihmal hafife alınır ve yalnızca erişkinlikte semptomlar ortaya çıkınca fark edilebilir. Farkedildiğinde ise en önemli adım konu ile ilgili bir uzmana başvurmaktır. Çocuk gelişimi ve psikolojisi alanında çalışan pek çok çalışmacının insan doğasına, çocuk gelişimine olumlu bir bakış açısı vardır. Bir dönemde karşılaşılan zorlukların, çözülemeyen çatışmaların yaşamın daha sonraki bir döneminde olumlu yönde çözülebileceğini savunurlar. Bizim projemiz de bu paralelde geliştirilmiş bir projedir. Yoğunlukla annelere olmak üzere, ama proje kapsamında, zaman zaman babalara, öğretmenlere, okuldaki diğer profesyonellere, medya aracılığı ile toplumun tüm kesimlerine ulaşarak duygusal ihmal konusuna dikkat çekmek üzere çalışıyoruz. Bir şeyi fark etmeden  önlememiz mümkün değil.

– Mükemmel anne-baba olmak ne kadar mümkün?

Mükemmel anne-baba olmak diye birşey oldugunu düşünmüyorum. Çocuklarımız için sadece doğruları yapmak yerine, onlarla nitelikli zaman geçirmenin daha önemli oldugunu düşünüyorum. Sevecen ve anlayışlı olmamız onlar için yeterli ve anlayışın üzerlerindeki etkisi herşeyden daha kuvvetli.

– Hepimiz çocukluğumuzdan yaralar alıyoruz. Ebeveynlerimiz de almıştı tabii. Bu bir çember mi, bu döngü kırılmaya nereden başlamalı?

Geleceğe Dokunan Anneler projesi sürecinde 2018 yılından beri yürüttüğümüz seminerlerimizde, yüz yüze görüşmelerimizde pek çok anne, baba ve profesyonelin kendisinin de duygusal ihmale uğradığını fark ettiğine tanık olduk. İşte bu “an” bizim için çok değerli. Çünkü o âna kadar ifadelendiremediği bazı özelliklerini ve duygusal tepkilerini anlamlandırmaya başlıyorlar. Bu aşamadan sonra çocukları için en iyiyi yapma çabasında olacaklarından ve bunu başaracaklarından eminiz.  Fark etmek her şeyin başı.

– Pandemi sürecinde ebeveynler çocuklarıyla daha çok zaman geçirdi. Bu durumun yansımalarını nasıl değerlendirebiliriz?

Pandemi sürecinin aslında olumlu ve olumsuz olarak iki türlü yansıması oldugunu söyleyebiliriz.  Olumlu olan yansıması çocukları daha çok dinlememize, onlarla daha çok zaman geçirmemize fırsat verdi. 7/24 onlarla beraber olmamız, çocuğumuzu daha iyi tanımak için bir fırsat oldu. Evde iş bölümleri yapıldı. Çocuklarımız bizi dikkatle gözlemlediler, bize bakarak bu krizle nasıl baş edebileceklerini öğrenmeye çalışıyorlar. Bizim bu krizle baş etme şeklimiz, onların hayat boyu karşılaştıkları diğer krizleri çözme yolu olacak.

Olumsuz yansımasına da bakacak olursak, ne yazık ki ekran bağımlılığında artış ve ev içi duygusal/fiziksel şiddetin artmış olması. Ekran bağımlılığı konusunda da ebeveynler online okul sistemi ve özel kullanım kavramları arasında mücadele vermeye devam ediyorlar.  Ev içi şiddet konusunda ise burada şiddetin azalmasını önleyecek en önemli unsur, ev içi görev dağılımlarının yapılması ve aile bireylerinin üzerlerindeki yüklerin dengeli bir şekilde dağıtılması olacaktır diye düşünüyorum.

BİR EBEVEYN, ÇOCUĞUNUN TÜM YAŞAMINI DEĞİŞTİREBİLECEK BİR ETKİYE SAHİPTİR

– Projemiz Hayat Derneği’ni kurduğunuzdan beri nasıl bir yolda olduğunuzu düşünüyorsunuz?

Aslında biz sosyal girişim olarak kurulduk. Türkiye’de sosyal girişim ekosisteminde örnek kuruluşlardan biriyiz. Sosyal girişim mevzuatlarında birtakım eksiklikler sebebiyle dernekleştik.  Topluma fayda sağlayarak, kar amacı gütmeyi hedefledik. 2018 yılında çocuk odaklı projelere yakından destek sağlamak amacı ve “İyiden iyiye mutluluk” mottosuyla “Projemiz Hayat” çatısı altında kurulan sosyal girişim markası “Phoca”nın ürünleri www.phocagoods.com internet adresinden satışa sunduk. “Phoca” iyiden iyiye mutluluğu herkese yaymayı hedeflerken, satışından elde edilecek net karı “Geleceğe Dokunan Anneler” projesine aktarmaktadır.

– Peki bu yolculuk nasıl hissettiriyor?

Sosyal girişim projelerinin insanların hayatlarında farkedilir bir değişime sebep olması, uzun ve sabır gerektiren bir çalışma. İstenen davranış değişikliklerini desteklemek için yapıcı çözümler üretme adına ilk günden beri tüm ekip çok çalışıyoruz. Bu tür projelerin bir fikirden doğarak ilgili kişilere ulaşana kadar olan sürecin heyecanı başka, kitlelere ulaştıktan sonra sağlanan katkıyı görmeniz ise bambaşka bir heyecan.

– Ebeveynlerin çocuklarının duygusal gelişiminde kendilerinde gözetmeleri gereken ilk koşullar neler olmalı?

Bir ebeveyn, çocuğunun tüm yaşamını değiştirebilecek bir etkiye sahiptir. Çocuğunu yetiştirirken pozitif tutumlar sergilemesi bu etkiyi olumlu yönde pekiştirecektir. Pozitif ebeveynlerin özelliklerinden söz etmeden önce şunu söyleyebiliriz: Koşulsuz sevgi gösteren, güven veren, gerçekçi sınırlar koyan, çocuklarından gerçekçi beklentileri olan ebeveynler,  pozitif ebeveyn olma yolunda güvenli adımlarla ilerliyorlar demektir.

– Bunu nasıl yapmalı, nasıl bir yol izlemeliler?

Pozitif ebeveynliğin önemli adımlarına, çocuğun bireysel kimliğinin geliştirilmesi, güvenlik ve istikrarının oluşturulması, bir işi başarıyla bitirmesi için şans tanınması ve cesaretlendirilmesi, rehberlik edilmesi ve gerekli disiplinin verilmesi, keşfetmek için fırsatlar sağlanması, yaratıcılık ve merakının teşvik edilmesi, okulda öğrenmesinin desteklenmesi,  problem çözme ve karar verme becerilerinin geliştirilmesi, azim, cesaret, iyimserlik ve dürüstlüğü keşfetmesine yardım edilmesi, iyi iletişim becerilerini öğrenmesinin sağlanması, çocuğun rekabete karşı sağlıklı bir tutum geliştirmesine yardımcı olunması, kaygı ile başa çıkabilmenin öğretilmesi, çocuğun ait hissettiği sağlıklı bir aile yaratılması, olumsuzlukları sürekli olarak eleştirmektense olumlu teşvik ve geri bildirim verilmesi konusunda destek olunması örnek gösterilebilir.

Bugün pek çok ülkede pozitif ebeveynlik konusunda çalışmalar yürütülmektedir. Özellikle anne babaların eğitimlerine yönelik programlar geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Bu programlardaki en önemli amaçlardan biri de ebeveyn olarak kendilerine zaman ayırmalarını sağlamaktır.

– Çocuklar için çalışmalar yapan bir dernek olarak çocukların duygusal gelişimi üzerine yazılmış kitapları nasıl değerlendiriyorsunuz? Çocuk kitaplarını da takip ediyor musunuz?

Çocukların duygusal gelişimi üzerine yazılmış eğitici kitapları da çocuk kitaplarını da takip ediyoruz tabii ki. Sosyal girişim markamız “Phoca”nın sosyal medya hesaplarında da çocuk kitapları önerilerinde bulunuyor; aynı zamanda duygusal gelişim üzerine yazılmış kitaplardan da ufak alıntılar paylaşıyoruz. Son dönemde çocuklarda sosyal duygusal becerilerin önemine yapılan vurgular ve çalışmalarla yayınların da artması çok sevindirici. Uzun vadede ruh sağlığı yerinde ve her yönden güçlü bir toplum yaratabilmenin temelinde duygusal ve sosyal becerilerin gelişmişlik düzeyinin önemli bir rol oynayacağını biliyoruz. Bizler de derneğimiz ve çalışmalarımız olarak bu alanda hertürlü desteği vermeye hazırız.

Bunun yanı sıra, projemiz kapsamında Kasım ayı içerisinde çıkardığımız Geleceğe Dokunan Anneler adlı kitabımız ile de çocukların “duygusal ihmal”den uzak büyüyüp sağlıklı bireyler haline gelebilmesi için ailelere kılavuz olacağına inanıyoruz. Bize inanan Epsilon Yayınevi’ne teşekkür ederiz.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir